Türk bayrağı ve Atatürk resmi taşıyıp, istiklal marşı okuyan bir gençlikten bugüne kadar hiçbir zaman devlet ve millet düşmanı çıkmadı. Bundan sonrada çıkmaz.
Belli bir yaşın üstündeki ülkücüler daha başlıktan ne demek istediğimi anladılar.
Çünkü içinden, tam göbeğinden geçip geldik. Bunlarla büyüdük, bunlarla ülkücü olduk.
Şuurumuzun yarısı kitaplar ve seminerlerse diğer yarısı da sokaklardı.
Herkesin gözünde anılar canlanacaktır. Çok polis arabası kovaladı bizi. Çok polis arabasından kaçtık.
Sesinden tanırdık arabaları. O zamanlar POLBİR vardı POLDER vardı.
Yazı yazmadığımız gün yoktu. Gece yazar, gündüz gidip bakardık.
Çok arkadaşımız vuruldu. Çok arkadaşımız şehit oldu yazıda.
Size şaka gelecek ama çok az izinli gösteri yaptık. Çoğu korsandı.
Bir anda iner caddeye trafiği durdurur. Yürüyüş ve mitingimizi yapar ardından da dağılırdık.
Bu satırları okurken sakın yanlış anlamayın ne serseri ne anarşist, ne de manyaktık.
Aksine şehrin en zeki, en gözde, en cevval çocuklarıydık. Tepeden tırnağa idealisttik.
İzinli ya da izinsiz yaptığımız her miting ve yürüyüşün muhakkak bir sebebi vardı.
Bir gün şehit cenazesi için sokaklardaysak, başka bir gün KIRIM ve KERKÜK için sokaklardaydık.
Bir gün zam için sokaklardaysak başka bir gün KIBRIS ve AZERBAYCAN için sokaklardaydık.
Bir gün işkence için sokaklardaysak ertesi gün vatan için sokaklardaydık. Ömrümüz sokaklarda geçti.
Bunların semereleri, çok uzun yıllar sonra Türk milletinin önemli kazanımları olarak geri döndü
Tabi kimimizin can, kimimizin özgürlüğü pahasına.
Yani sokağa çıkan HERKESİ hemen DEVLET DÜŞMANI yapmadan önce biraz oturup düşünmek gerekiyor.
Kim kırıyor, kim döküyor, kim hak arıyor. ‘’Bunları asmalı, kesmeli, kazığa oturtmalı diplomalarını ellerine verip üniversitelerden atmalı diyen arkadaşlar sakin! Bu ne şiddet bu ne celal! Karşınızda gavur yok. Kimse kimseyle savaşmıyor. Atatürk posteri taşıyan, bozkurt yapan bayrak sallayan, ant içen. İstiklal marşı söyleyen 20 yaşında bir genç bir günde nasıl düşman olur.
Zamanında biz de polislerle az köşe kapmaca oynamadık. Karakollarda az dayak yemedik. Geçmişin dili olsa da konuşsa işkenceleri ile yeri göğü titreten ne polisler geldi geçti bu ülkeden. İyi ki yargıç siz değilmişsiniz.
Unutmayın ki nasıl o gün biz bu ülkenin çocuklarıysak, bu günde bu çocuklar bu ülkenin çocukları.
‘’ Efendim biz ülkeyi komünizm tehlikesinden koruyorduk.’’ Onlara sorarsanız onlar da bugün başka bir şeyden koruduklarını söyleyecektir. Önemli olan bir protestoyu cana ve mala kastetmeden provokasyona gelip suça sürüklenmeden barışçıl bir şekilde yapmaktır. Dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı protestosu budur. Çünkü böyle protestolar büyür. Diğerleri ise saman alevi gibi parlar ve söner. Halk desteği önemlidir. Dünyadaki hiçbir halk kırıp dökeni sevmez.
Gelelim bozkurt yapanlara, diğerlerini devlet düşmanı yaptınız da
Peki! Bu yeni bozkurtları, bu genç Türkçüleri ne yapacaksınız?
Çocukların liderleri alınmış içeri
Siz aynı şekilde BAŞBUĞ alınsa ne yaparsanız
Onlar da onu yapıyor işte
Tek farkları önlerinde milliyetçi bir ağabeyleri olmadığı için kafalarına göre yapmaları.
Sevgili ülkücüler! Ömrü bu işlerle geçmiş bir ÜLKÜCÜ olarak söylüyorum.
DEMOKRATİK HİÇ BİR DEVLET protestoyla, yürüyüşle, mitingle YIKILMAZ. Tam tersi
Protesto, miting ve yürüyüşlerle DİKTATÖRLÜKLER yıkılır. O yasak bu yasak birikir ve bir gün patlar.
Türkiye bir diktatörlük değildir.
Tanrı bu milleti, hakkı yenilenin hakkını, fikri olanın fikrini, derdi olanın derdini söyleyebileceği, iktidarla muhalefetin birbiriyle medenice yarışabileceği bir demokrasiden asla mahrum bırakmasın.
HASAN GÖMLEKSİZ, 27 Mart 2025